kıymık
Hatıra defterinde bir sayfa ""
Yazan luciddream 26. Haz 2008 16:21
Başla
Tüm uyaranları geri plana at.
Ezan müzik ve ışık ilk akla gelenler geri kalan 3 milyon küsürün yanında.
Hepsini arka plana at.
Durum degerlendirmesindeki en önemli parametreye yani.
Klavye ve kelimleri unutma. Onları da at.
Elinde “ben” kalsın.
Sonra gri kıvrımlara dönelim.
Paslanmış ve üzeri yosun tutmuş ve bağ doku bağlamış tüm kıymıkları kanata kanata çıkaralım.
Çıkartırken durduğu yerden çok çok daha fazla acıtma ihtimalini göze alalım.
Sırf senin için karşıma almaya cesaret ettiğim koca dünyanın en soğuk ve paslı gerçeğinde beni tek başıma bıraktığın ana dönelim.
Bir çocuğunu diğerine tercih eden anne kadar gerçek olduğun güne dönelim.
Kıymığı çekelim
Pimi çekelim
Günümüze dönelim
Gözlerimizi silelim
Devam edelim.
Daha geriye gidelim.
Düşe kalka , sağa sola çarpa çarpa benden kurtulmaya çalışan annemin karnındaki davetsiz misafirliğime dönelim.
O zamanların anısına dizlerimi karnıma çekip dünyayı dışarı kilitlediğim ve acıya teslim olduğum güne dönelim.
Yok olmuşken sen
Yokluğunu etiketleyip kaldırmışken, ve tam paslı jiletimin ev arkadaşlığına alışırken kimyalarımızın pezevenkliğinde kokularımızın füzyonuna dönelim.
Yedikule zindanlarının ebruli akşamında, seretonin komasında, beyinlerimiz karıncalanırken parmaklarını saçlarıma bağladığın güne, 1 yıl boyunca her sabah beni gözyaşları içinde uyandırıp dünyaya bir daha küfrettiren rüyamın gerçek olduğu ve bu kez sevinçten hıçkırdığım güne dönelim.
Nasıl anlatabilirim seni kimseye?
Nasıl anlatabilirim seni onun acısı onun isyanı yapmadan?
Nasıl emanet ederim hatıranı onunkilere katmadan?
Daha yakınlara gelelim.
Deli gözlerinle, çirkin çizgilerinle iliklerime kadar işledikten sonra, mumlarımı söndürüp, ilaçlarımı çöpe attığın, üstümü örtüp kapıyı son kez çektiğin geceye dönelim.
Akabinde günlerce haberini alamadığım, midemin alkol dışında herşeyi, beynimin uyumayı, yemek yemeyi ve senden başka her hangi bir şey düşünebilmeyi unuttuğu 1 aya dönelim.
Evimin, işimin sokaklarımın ve kıyafetlerimin içinde kaybolduğum 1 ayın sonuna.
1500 km öteden beni arayıp bekleme artık dediğin güne
Düştüğün dayak yediğin kafayı ve teselliyi başkasının kollarında bulduğun güne.
Kanapenin ucuz kadın parfümü koktuğu güne
Avucuma sığdığı kadar parasetamolü mideme de sığdırıp, çözümün bu kadar da kolay olmasına şaşırıp ölüme yattığım güne.
Beni hastaneye götüremediğin ama son kez sıcağında uyuttuğun güne
Son kez birşeyler hissettiğim güne
Daha eskilere gidelim.
13 haftalik davetsiz misafirliği diplomalı kasabın kayıtdışı soğuk muayenehanesinde paslı bir leğende son bulmuş minik erkek kardeşime dönelim.
Bir zamanlar sevebilmiş olduğum herşey çürüdü.
Yanmadan üst üste dikebildiğim son dokuz taş kum oldu.
Bebeklik arkadaşımın güçsüz ve narin parmakları balıklara yem oldu.
Tadına vararak damağımda yayılan son pamuk şeker terime karışıp buhar oldu.
İlk aşkımın; babamın kanının asfaltları boyadığı güne dönelim.
Parlak kırmızıya dokunamıyorum.
Hayatımın ilk erkeğine ve son erkeğine, ikisine de iğrenç korkakça veda etmeyi beceremediğim günlere dönelim.
Parmaklarımla derime yedirirken titrediğim, kıyamadiğim doğmamış çocuklarımızın o kadının ucuz parfümlü terine karıştığı güne dönelim.
Geleceği, hayalleri, ve hayattaki tek arkadaşımı benden kanatarak çekip çaldığın, paslı teneke kadar gerçek güne dönelim.
Gece yarısı sokak kapımın önünde, sonunda ucuz kokulu, tok sesli bir kadını sevebildiğin müjdesini kapının çarpma sesiyle mühürleyip beynime kazıyan tek arkadaşımın benim yerime artık seni koymuş olduğu o geceye dönelim.
Parlak kırmızıya dokunamıyorum.
Devam edelim.
Yine de devam edelim.