Hatıra defterini oku
dalgalı
Hatıra defterinde bir sayfa "dalgalı"
Yazan kaya92 02 February 2010 16:17
oooof of! nerden başlasam acaba. öncelikle bu sitenin aktif bir site olduğunu ve hatıra defteri arşivine sıkça yazı yazıldığını görmek, yanlış anlamayın ama, beni mutlu etti. yani, hissettiklerim konusunda yalnız olmadığımı anladım.
kötü duygular bi gidip bi geliyorlar. kendimi iyi hissediyorum diyelim, biri bana takıldığı zaman, şaka amaçlı birşey söylediği zaman anında kalbime bir kramp atıyor. dünya başıma yıkıldı sanıyorum. en en en iyi arkadaşlarımın şaka amaçlı ya da amaçsız söyledikleri en küçük bir lafın altında bile anlam arıyorum. sonra günün geri kalanında tamamen beni üzmeye yönelik olumsuz olaylarla karşılaşıyorum. sonra hiç geçmeyecekmiş gibi geliyor bu olumsuzluklar. bir çok çarpıtılmış olumsuz düşünce bana dünyanın iğrenç ve benim bir hiç olduğumu fısıldayıp duruyor.
sonra birden iyi bir olay oluyor, bu sefer de mutluluktan havalara uçuyorum. kısacası sorun şu ki; benim duygu durumumu insanların bana tavırları belirliyor(!)
bende aşırı bir sevilmeme ve dışlanma korkusu var. bir kolejde 11. sınıf öğrencisiyim( lise 3). geçen sene psikoloğa gittim ve kendimde gözle görülür bir iyileşme farketmiştim. artık daha esprili ve sıcak bir insandım. insanların benim hakkımdaki düşüncelerini takmıyordum. ama bu sene en başa döndüm. annem de sorunlarımın eften püften olduğuna beni ikna edip psikoloğa göndermeyi kesti.
evet, bu sene çoğunlukla hissettiğim şey insanların beni sevmediği, beni takmadığı, önemsiz bir çöplük yığını olarak gördükleriydi. daha bu sabah mutlu mesut facebook da dolanırken bir de baktım bir arkadaşım doğum günü partisi yapmış. samimi olduğum arkadaşlarımın büyük bir kısmı da partiye gidip eğlenmişler. ama o da ne! kimse beni çağırmaya tenezzül etmemiş! anlamıyorum, ben bu kadar kötü bir insan mıyım? ben naptım ki onlara? ve onların bu mutluluk çemberi içinde oynaşıp beni dışarıda bırakmalarına daha fazla katlanamayıp facebook hesabımı dondurdum. nasıl da aşırı bir tepki bu! farkındayım ama elimden birşey gelmiyor. yani, sorunlarımın bilincindeyim ama çözmek için elimden hiçbirşey GEL- Mİ-YOR.
bazen kendimi görünmez hissediyorum. hele en iyi arkadaşım dediğim insan benden bıkmış olsa gerek dönemdeki her insanla fazla haşır neşir oluyor ve beni görmezden geliyor. sanki beni ikinci sınıf insan olarak görüyor da birinci sınıf insanlarla konuşurken beni safdışı bırakıyor.
hani hindistan kast sisteminde olur ya, bir üst sınıfın üyeleri alt sınıftan biriyle hiç bir şekilde iletişime geçmemeli, yoksa kirlenmiş sayılır. benimki de o misal. arkadaşım popülerlik kazandıkça ve onun sevilme katsayısı arttıkça ben daha da dibe çöküyorum.
zaten dönemde arkamdan o kadar çok dedikodu yapılıyor ki, bu da sevilmediğimin bir göstergesi. 9 gün sonra doğum günüm var. heyecanlı değil kaygılıyım. kimi böyle içtenlikle çağırırım bilmiyorum, kim böyle gerçekten isteyerek gelir onu da bilmiyorum. zaten sözde arkadaşlarımdan biriyle ortak doğum günü yapacak olmasam hayatta imkanı yok doğum günü partisi vermek biraz g.. ister. o sözde arkadaşım bile bir gün benim yanımda "ayy ben de e... kaya ile ortak doğum günü yapıcam olaya bak" deyip güldü. orada en iyi arkadaşım da vardı ve o da katıla katıla güldü.
yok arkadaş yok! ilkokuldan beri hiç doğru dürüst arkadaşlık ilişkim olmadığına göre bende bir sorun var! her gün saçma sapan rüyalar görüyorum. mesela dün geceki rüyamda yolda yürürken yanımdan geçen arabada bizim dönemin yatılıları vardı. genelde de benimle durduk yere dalga geçip kendilerine eğlence çıkarırlar. yine öyle yapıyorlardı. ben de sözde istifimi bozmuyorum ama uyandım ki nasıl kaskatı kesilmişim! kimi zamanda beni gıcık eden birini hararetle boğmaya çalıştığımı ana avrat küfür ettiğimi görüyorum. tabi yine sinirden kıpkırmızı bir şekilde uyanıyorum.
bir de beni takmayan bu en iyi arkadaş sadece sınav zamanları beni günde 20 defa arıyor ya. gel çalışalım falan diyor ya. deli oluyorum. neyim ben ya! makine miyim? onları ders çalıştırmakla mı yükümlüyüm. köle miyim! neden sadece işiniz düştüğünde arıyorsunuz beni? gerçekten de ya ders konusunda dert yanarlar ya da sırlarını paylaşırlar. ha, bi de o var. herkesin en kirli sırlarını fazlasıyla ben bilirim. güzin ablamsı birşeyim aslında. nasıl da köşe yastığı olarak görülüyorum değil mi? beni kullanmalarına dayanamıyorummmm.
evet ben en iyi arkadaşım dediğim kişiyi kıskanıyorum. onun ve diğerlerinin büyük ve şaşaalı doğum günü partileri ya da etkinlikler düzenleyip beni çağırmadıkları çok olmuştur. bu sene 5 oldu sanırsam. bazen kendimden tiksiniyorum, özellikle bir erkek olarak. ne biçim adamsın sen diyorum. bunları hiç kimseye ama hiç kimseye itiraf edemedim, etmem de. o kadar aciz bir durumdayım ki çevremdeki insanlar bana saygı duysunlar diye dersaneden bir kızla çıktığıma dair kuyruklu bir yalan atmayı ve aylardır bu yalanı sürdürmeyi becerdim. çok komik ya! babamın numarasını o kızın ismi diye kaydettim ve babama şöyle dedim. sana attığım mesajları aynen bana geri yolla. böylece kızın ağzından mesajlar yazıp babama yolladığımda babam o mesajları geri atıyor ve sanki o kızdan gelmiş o mesajlar gibi görünüyor. tabi çoğu insan da bir sevgilim olabileceğine inanmıyor. neden? çünkü ben tipsiz, mal, salak bir insanım onların gözünde. sırf inansınlar diye bir gün annemle balkona çıktık anneme sesini inceltip ben işaret ettiğimde selam söyle diye bağırmasını söyledim. arkadaşım aradığında bak s... da yanımda selam söylüyor dedim ve annem arkadan bağırdı. gördüğünüz gibi aşağılık kompleksi olan bir insanım ve kendimi alt sınıfta gördüğüm için türlü türlü düşüncelerle boğuşuyorum.
beni en çok üzen şey şu oldu: ilkokulda da durumum çok farklı değildi. o yüzden hep liseye geçip mutlu olacağım sevileceğim günlerin hayalini kurdum. bu hayalle çok çalışıp türkiye derecesi kazandım. ama şimdi 4 yıl geçti ve anladım ki nereye gidersem gideyim olmuyor. şimdi de üniversiteye hazırlanıyorum ve dersaneye gidiyorum. yine hedeflerim var ama şimdi düşünüyorum da üniversiteye gidince ne b.k yiyeceğim acaba? zaten okul başarım da ortalama. çoğu arkadaşım gayet iyi ortalamalar yaparken ben 79 yapabildim. aileme ve arkadaşlarıma 83 ortalama yaptığımı söyledim böylece insanlar benim hep sosyal hem de akademik alanda bir hayalkırıklığı olduğumu düşünmesin.
seneye mezun olacağım. ama yıllığıma kim ne yazacak, kim beni özleyecek, kim beni gerçekten tanıdığına memnun olmuş, cevapsız bir bilmece sanki. belki de 5 yıl boyunca kaydadeğer bir arkadaşlığım olmamış, insanların gözünde değer kazanmamışım vs. mezuniyet balosu, reina da yapılması planlanan parti falan. bunlar bana heyecandan çok korku getiriyor. bazen bir an önce yaşlansam da bodruma yerleşip bitki yetiştirip ölümü beklesem diyorum, bir hastalık sonucu yataklara düşüyormuşum mesela. bunları hayal edip film izler gibi izliyorum.
şu anda kötü anıma denk geldiniz ve ne kadar dolduğumu farkedebilirsiniz. aslında herkese açık olması da beni korkutuyor bu yazının çünkü ailemden özellikle annemden özeli dışarı vurmak,paylaşmak rezilliktir gibi şeyler öğrendim. rezil olacağımdan korkmuyorum değil. yani şu an değil, genel olarak. bir saat sonra belki moralim daha da düzelecek. bilmiyorum. şu anda kötü hissetmemin görünürdeki nedeni bir arkadaşımın, pek samimi olmasam da iyi muhabbetim olan, bir parti yapıp beni çağırmaması ama pek çok iyi arkadaşım dediğim insanın orada yer alıp eğlenmeleri ve kimsenin bana konuştuğumuzda bu partiden bahsetmemesi gibi saçma sapan birşey. ama bu hep oluyor. artık alıştım galiba.
geçenlerde David Burns'ün "iyi hissetmek" kitabını aldım, okuyorum ve yarıladım. kitapta o kadar güzel şeyler yazıyor ki anlatamam. BU KİTABI SATIN ALMALISINIZ. kitabın ana düşüncesi şu. "şu dünyada çevrenizde ne kadar üzücü iğrenç olay olursa olsun, olumsuz duygularınızı tetikleyen tek şey sizin gerçeği yansıtmayan ve gerçek olduğuna herşeyden çok inandığınız düşüncelerinizdir." yani düşünceleriniz duygularınızı oluşturur. ben de anladım ki, hayata daha az çarpıtılmış düşüncelerle yaklaşırsam belki de daha huzurlu olabilirim. kitaptaki pek çok yararlı aktiviteyi uyguluyorum ve kendime değersiz bir insan olmadığımı tekrarlayıp duruyorum. bunları yapınca da iyi hissediyorum. ama sonra birşey oluyor, hooop merhaba eski depresif ben! tabi bir günde olmaz herşey, yavaş yavaş olacağına inanıyorum. ama bir uzman yardımı olmadan nereye kadar onu da bilemem. neyse, sonuçta bu kitapta sorunlarınızın asıl kaynağını bulup içinizdeki boş boş konuşan o pesimistik iç sesi susturmanın yollarını öğrenebilirsiniz. siz bunları okurken ben de test çözeceğim ve eksiklerimi kapatmaya çalışacağım ki dersanede dördüncü sınıftan daha iyi bir yere çıkabileyim. hadi bana kolay gelsin.